Bugün, İstanbul’da, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu ve Ticaret Bakanlığımız iş birliğinde düzenlenen “Kültür ve Sanatla Büyüyen Ticaretin Hikâyesi Forumu”nda; kültürümüzü, sanatımızı, köklü ticaret geleneğimizi ve Türkiye’nin küresel ekonomik hedeflerini bir araya getiren vizyonumuzu paylaştık.
Anadolu’nun binlerce yıllık medeniyet birikimi, Ahilik geleneğimizin kazandırdığı ticaret ahlakı ve üretim kültürümüz, bugün Türkiye’nin ekonomik gücünü besleyen en önemli değerlerimiz arasındadır. İnanıyoruz ki ticaret yalnızca mal ve hizmet alışverişinden ibaret değildir; kültürün, güvenin, emeğin ve medeniyet birikiminin dünyaya taşınmasıdır.
Türkiye bugün yalnızca üreten ve ihraç eden değil; kültürüyle, sanatıyla, markalarıyla ve özgün hikâyesiyle dünyada iz bırakan güçlü bir ülkedir.
Türk dizi ve filmlerinin 150’den fazla ülkede 1 milyarı aşkın izleyiciye ulaşması, kültürel gücümüzün uluslararası ölçekteki etkisini gözler önüne seriyor. Günde 1 milyon 200 binden fazla izlenme ve 500 milyonluk bir gelir ile, ekranlarda anlatılan şehirlerimiz, mutfağımız, müziğimiz, mimarimiz ve yaşam kültürümüz; turizmden gastronomiye, tekstilden mobilyaya, tasarımdan diğer yüksek katma değerli sektörlerimize kadar geniş bir alanda ülkemizin tanıtımına ve ticari potansiyeline katkı sağlıyor.
Bu güçlü potansiyeli daha ileri taşımak için esnaf ve sanatkârlarımızı, kadın kooperatiflerimizi, girişimcilerimizi, sanatçılarımızı ve ihracatçılarımızı destekliyoruz. 2026 yılında 54 ilimizde 115 kooperatifimizin 126 projesi için 64,3 milyon lira hibe desteği sağlanmasına karar verdik. Kadın kooperatiflerimizin dijital pazarlara erişimini kolaylaştırıyor, Anadolu’nun yerel üretimini ve geleneksel değerlerini modern ticaret kanallarıyla dünya pazarlarına taşıyoruz.
Çünkü bizim hedefimiz yalnızca daha fazla üretmek ve daha fazla ihraç etmek değil; emeğimizi daha yüksek katma değere, kültürümüzü güçlü markalara, sanatımızı ekonomik zenginliğe ve ticari başarılarımızı milletimizin refahına dönüştürmektir.
Küresel rekabetin her geçen gün arttığı bu dönemde, köklü medeniyet birikimimizi çağın imkânlarıyla buluşturarak Türkiye’nin uluslararası ticaretteki konumunu daha da güçlendirmeye kararlıyız.
Bu anlamlı forumun hayata geçirilmesine öncülük eden Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkan Vekili Sayın İskender Pala’ya, Kurulun kıymetli üyelerine ve emeği geçen herkese katkıları, değerli fikirleri ve bu önemli buluşmaya sağladıkları için teşekkür ediyorum.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda; kültürüyle ilham veren, sanatıyla dünyaya açılan, üretimiyle büyüyen ve ticaretiyle güçlenen Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz.
Şirketlerin sermaye yapılarını korumalarına ve finansal süreçlerini daha sağlıklı yönetmelerine katkı sağlayan düzenlemenin süresi 1 Ocak 2028 tarihine uzatıldı.
Biz durmuyor, dinlenmiyor; 7 gün 24 saat aşkla çalışıyoruz. İcraat üretiyoruz, hizmet üretiyoruz, taş üstüne taş koyuyoruz.
Sürekli bize sataşanların gündemlerinde ise hiçbir somut proje yok.
Varsa yoksa yalan dolan, spekülasyon… Siyasi parti değil, iftira üretme merkeziler.
Sadece dezenformasyon üretmenin peşindeler; sadece çamur atmanın, sadece iftira atmanın, kendi pisliklerini bize de bulaştırmanın peşindeler.
FETÖ’cü alçaklardan öğrendikleri taktiklerle ellerine ne tutuşturulsa önüne arkasına bakmadan, doğruluğunu yanlışlığını araştırmadan bize saldırıyorlar, münferit örnekler üzerinden değerlerimize saldırıyorlar.
Kimse kusura bakmasın, boğazlarına kadar yolsuzluğa, ahlaksızlığa batmış durumdalar; bir de çıkıp utanmadan bize laf söylüyorlar.
Bunun adı muhalefet etmek değildir, kamu adına hesap sormak hiç değildir.
Dördüncü Fon Koordinasyon Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında gerçekleştirilmiştir. Toplantıya Adalet Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı ve bu bakanlıklarımızın ilgili kurum ve kuruluşları katılmıştır.
Toplantıda olağan tasfiye sürecinde olan fonlarla ilgili gelişmeler hakkında bilgilendirme yapılmış, olağanüstü tasfiyeye konu olacak fonlar konusunda değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Bu kapsamda, olağanüstü tasfiye konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin takdirine sunulacak olan kanun teklifi çerçevesinde, 1 milyon TL’ye kadar yapılacak ara ödemeler ile ilgili teknik hazırlıklar gözden geçirilmiştir. Ayrıca, fahiş kazançların iadesi için, açılmış olan hesaplara iade sürecinde kurumlar arası eş güdüm için gereken hususlar ele alınmıştır.
Fon Koordinasyon Kurulu, belirlenen temel ilkeler çerçevesinde ilgili kurumlarımızla eş güdüm içinde ve hızlı bir şekilde aksiyon alması yönünde çalışmalarını sürdürecektir. Teknik düzeyde kurum temsilcilerinden oluşturulan ekipler detaylı çalışmalar yapmaktadır. Her bir bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurum, kendi alanında çalışmalarını yaparak aldığı kararları kamuoyu ile paylaşmaya devam edecektir.
Bugün İstanbul’da, Avrupa Uluslararası Müteahhitler Birliği (EIC) organizasyonunda ve Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) koordinasyonunda düzenlenen EIC 2026 Sonbahar Konferansı kapsamında, iş dünyamızın ve Avrupa müteahhitlik sektörünün değerli temsilcileriyle bir araya geldik.
“Jeopolitik Belirsizliğin Yeni Döneminde İnşaat Risklerinin Yönetilmesi” çalıştayı kapsamında gerçekleştirdiğimiz konuşmamızda, küresel ticaretin geçirdiği dönüşümü ve jeopolitiğin yeni çağında Türkiye’nin üstlendiği stratejik rolü ele aldık.
Küresel ticaret; jeopolitik gerilimler, artan korumacılık, tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ve yeşil-dijital dönüşümle birlikte yeni bir döneme giriyor. Maliyet ve verimlilik odaklı modellerin yanında artık dayanıklılık, güvenlik, çeşitlendirme ve güvenilir bağlantısallık da ekonomik kararların temel unsurları haline geliyor.
Türkiye olarak bu yeni dönemde yalnızca bir transit ülke değil; üretimin, ticaretin, lojistiğin ve yatırımın stratejik çekim merkezi olmayı hedefliyoruz.
Orta Koridor, Zengezur Koridoru ve Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere bölgesel bağlantısallığı güçlendiren projelerle Avrupa ile Asya arasındaki ticaret yollarının merkezindeki konumumuzu daha da güçlendiriyoruz. Irak’ın TIR Sistemi’ne geçmesi ve Suriye koridorunun yeniden işlerlik kazanması da bölgesel ticaret ve taşımacılık açısından önemli fırsatlar oluşturuyor.
Ekonomimiz de bu dönüşüm sürecinde büyümeye devam ediyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, 24 çeyrektir kesintisiz büyüyen Türkiye ekonomimizin yıllıklandırılmış milli geliri, 2026 yılının ilk yarısında 1 trilyon 706 milyar dolarla tarihi seviyeye ulaştı. 2025 yılında 273,2 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin en yüksek mal ihracatına ulaşırken, 2026 yılının Ocak-Eylül döneminde ihracatımız 211 milyar dolara, yıllıklandırılmış ihracatımız ise 283,7 milyar dolara yükseldi.
Bu güçlü ekonomik yapının en önemli unsurlarından biri de dünya çapında başarılarıyla gurur duyduğumuz Türk müteahhitlik sektörümüzdür. 1972 yılında başlayan yurt dışı müteahhitlik serüvenimiz bugün 139 ülkede yaklaşık 13 bin projeye ve 570 milyar dolarlık iş hacmine ulaşmış durumda. Bu projelerin yaklaşık 520 milyar dolarlık bölümü, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 23 yılda hayata geçirildi. Teknik müşavirlik sektörümüzün yurt dışında üstlendiği projelerin toplam büyüklüğü de 3,5 milyar dolara ulaştı. Bugün ENR 2026 listesinde 49 Türk firmamızın yer almasıyla Çin’in ardından dünya ikincisiyiz. Firmalarımız Romanya ve Polonya başta olmak üzere Avrupa genelinde önemli projelere imza atarken, Türk şirketlerimizi yalnızca birer rakip değil; Avrupa’da ve üçüncü ülkelerde güvenilir stratejik iş ortakları olarak konumlandırıyoruz.
Diğer taraftan, Avrupa Birliği ile ticaretimizin geleceği açısından yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerini de yakından takip ediyoruz. Gümrük Birliği çerçevesindeki yüksek uyum düzeyimizi daha da ileri taşıyarak, özellikle Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve yeni sürdürülebilirlik düzenlemeleri karşısında ihracatçılarımızın rekabet gücünü korumak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Avrupa’nın dayanıklı tedarik zincirlerine ihtiyacı var; Türkiye ise güçlü üretim kapasitesi, girişimci şirketleri, gelişmiş altyapısı, lojistik kabiliyeti ve stratejik coğrafi konumuyla bu ortaklığın güçlü bir parçasıdır.
Önümüzdeki dönemde hedefimiz; Türkiye ve Avrupa arasındaki ticaret, yatırım, altyapı, teknoloji ve müteahhitlik iş birliklerini daha da güçlendirmek, firmalarımızın Avrupa pazarındaki erişimini genişletmek ve üçüncü ülkelerde ortak projeleri artırmaktır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda; daha fazla üretim, daha fazla ihracat, daha fazla yatırım ve daha fazla küresel iş birliği için ihracatçılarımız, müteahhitlerimiz ve teknik müşavirlerimizle dünyanın dört bir yanında çalışmaya devam edeceğiz.
Dün akşam Sözcü TV’de iki gazetecinin, şahsımın ismini vererek; soruşturulan şirketlerden biri olan Hedef Yatırım’da 16 Eylül 2026 tarihinde 7 finansal şirkete yapılan operasyon öncesinde Sayın Ümit Özlale tasarruf hesabımı kapattığıma ve “400 koydu, 800 aldı” şeklinde ifade edilen iftirayı anında çürüttükten sonra, iftira sırasının size geldiği sorduğunuz sorudan anlaşılmaktadır. Her şeyden önce, bir ilim adamı olduğunuz halde, piyasa bilgileri konusunda yeterli donanımınızın olmadığı ve bir meslektaşınıza iftira atacak kadar ilim ahlak yoksunu olduğunuz da anlaşılmaktadır.
Hedef Yatırım şirketinde 26 Şubat 2024’te, yani 2 yıl 8 ay önce, başlattığım Sukuk hesabımın, hükümetimizin 7 finansal şirkete karşı başlattığı 16 Eylül operasyonundan sonra, tasfiye için Ziraat Bankasına devredildiği zaten açık bir gerçektir. O zaman 170 milyon TL’lik bir para çekme işlemi nasıl olmaktadır?
Bu birinci yalandır.
İkincisi; MKK’nın (Merkezi Kayıt Kurulu) doğrudan şahıs talimatı ile işlemi yapabilmesi kanunlara göre yasaktır. MKK, sadece menkul değerler kayıt ve saklama kurumudur.
Üçüncüsü, sermaye piyasalarındaki tüm işlemler, ancak ve ancak bankalar üzerinden ve banka hesaplarına transfer yapılarak gerçekleştirilir.
Öyleyse size açık davetim; Türkiye’deki 50’den fazla bankaya şu soruyu sorup öğrenebilirsiniz; “Ömer Bolat’a veya bir yakınına MKK’dan ya da Hedef Yatırım’dan bahsettiğiniz 170 milyon TL para transfer işlemi yapılabilmiş midir? Size hodri meydan. Siz, dün akşamki iftiralar üzerine halkımızdan yediğiniz ağır darbeden sonra, yeni iftiralar peşinde koşuyorsunuz. Ancak yukarıda belirttiğim ve kanunlar çerçevesinde yapılabilecek finansal muameleler ve ödeme işlemleri konusunda teknik bilgi sahibi bile değilsiniz.
SUKUK hesabı nasıl işler, size anlatayım: SUKUK olarak ifade edilen kira sertifikaları, birden fazla kişinin tasaruflarını değerlendirebildiği yasal finansal araçlardır. Tasarrufun değerlendirildiği portfoyün yalnızca bir şahsa ait bir varlık bütünü olmadığı, farklı yatırımcıların da bu yapı içerisinde yer alabildiği bilinmelidir. Her yatırımcının bu portföy içerisindeki hakkı, kendi payı ile sınırlıdır. Dolayısıyla bir kira sertifikasının toplam ihraç tutarını veya portföy kapsamında gerçekleştirilen bir işlemin tamamının doğrudan bir şahsın hesabıymış gibi sunulması abesle iştigaldir.
Bu verileri ilgili banka ve aracı kurumlar üzerinden yalan yanlış şekilde sızdırıp iftira ve tezvirat yayanlara karşı tespiti durumunda gerekli hukuki işlem başlatılacaktır.
Bugün, Macaristan’da yeni kurulan Peter Magyar Hükümeti’nde Ekonomi ve Enerji Bakanı olarak görev yapan değerli meslektaşım ve muhatabım Macaristan Ekonomi ve Enerji Bakanı Sayın István Kapitány ile çevrimiçi bir toplantı gerçekleştirdik.
Toplantıda; göreve yeni başlayan değerli muhatabıma yeni görevinde başarılar diledikten sonra, ikili ticari ve ekonomik işbirliğimizin dününü ve bugününü değerlendirdik. Devamında, ikili ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da geliştirmek adına gelecekte neler yapacağımıza dair plan ve programlarımızı ele aldık.
İlave olarak karşılıklı yatırımlar, müteahhitlik ve teknik müşavirlik hizmetleri, savunma sanayi, enerji, bankacılık, turizm, ulaştırma ve lojistik sektörlerinde iş birliğimizi daha da derinleştirmek adına kapsamlı görüş alışverişinde bulunduk ve karayolu taşımacılarımızın geçiş belgesi sayılarının artırılması; vize ve çalışma izinleri; Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, Made in EU ve AB ile ilgili diğer konuları görüştük.
2025 yılında tarihsel olarak 5,15 milyar dolar ile en yüksek seviyeye ulaşan ikili ticaret hacmimizi, liderlerimizin belirlediği 10 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaştırmak için ortak irade ve kararlılığımızı bir kez daha teyit ettik.
Ülkemizin Orta ve Doğu Avrupa’daki en önemli dost ve müttefiklerinden Macaristan ile ilişkilerimizi karşılıklı fayda ilkesi çerçevesinde daha da üst seviyelere çıkarma konusunda Ticaret Bakanlığı olarak üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu değerli muhatabımıza ilettik ve özellikle AB konularında Macaristan’ın mevcut desteğinin sürmesi yönündeki beklentimizi bir kez daha yeniledik.
Macaristan ile ülkemiz arasında var olan dostluğu ve stratejik ortaklığı bugün olduğu gibi, gelecekte de daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.
Bu akşam Sözcü TV yayınında 16 Eylül’den beri yürütülen 7 kuruluşa ait fon soruşturmaları ile alakalı olarak şahsımı hedef alan ve “fonda parası olup, krizden önce çekti, hesabı kapattı”, “fona 400 koydu, krizden önce çekti, 800 aldı” şeklinde başta Murat Ağırel’in haysiyetsizce iftirasına konu olan açıklamalar konusunda, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve tümüyle mesnetsiz, yalan yanlış iddialara açıklık getirilmesi amacıyla aşağıdaki hususları ifade etmek istiyorum:
Bugün, İstanbul’da, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır ile birlikte, Türk-Amerikan İşadamları Derneği (TABA) ve AmChams in Europe (ACE) tarafından düzenlenen 2026 En İyi Uygulama Paylaşımı Konferansı’nda Türk, Amerikan ve Avrupa iş dünyasının kıymetli temsilcileriyle bir araya geldik.
Küresel ekonomide belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve tedarik zincirlerindeki dönüşümün arttığı bir dönemde; daha güçlü iş birliği, daha fazla yatırım ve daha adil, öngörülebilir bir ticaret ortamının önemini vurguladık.
Türkiye bugün 86 milyonluk nüfusu, güçlü üretim altyapısı, nitelikli insan kaynağı, stratejik konumu ve Gümrük Birliği başta olmak üzere geniş ticaret ağıyla küresel yatırımcılar için güçlü bir üretim ve ihracat merkezidir.
Ekonomimizin dayanıklılığını ortaya koyan rakamlar da bu tabloyu açıkça gösteriyor:
📌 2025 yılında GSYH’miz 1,6 trilyon dolara ulaştı. 📌 2025 yılı ihracatımız 273,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. 📌 2002’den Temmuz 2026’ya kadar ülkemize gelen doğrudan yabancı yatırım 294,7 milyar dolara ulaştı. 📌 2025 yılında açıklanan 475 greenfield yatırım projesinin toplam yatırım potansiyeli 21,1 milyar dolar, doğrudan istihdam potansiyeli ise 47 bin 251 kişi oldu. 📌 Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirketlerin sayısı 89 bine yaklaştı.
ABD ve AB ile ekonomik ilişkilerimiz de bu güçlü entegrasyonun önemli göstergeleridir.
🇹🇷🇺🇸 Türkiye-ABD ticaret hacmimiz 2025 yılında 38,6 milyar dolara ulaştı. 2026’nın ilk 9 ayında ise ikili ticaretimiz geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %17 artarak 28,9 milyar dolar oldu. Hedefimiz, ticaret hacmimizi 2028’de 50 milyar dolara, nihai olarak 100 milyar dolara taşımaktır.
🇹🇷🇪🇺 AB ile ticaretimiz 2025 yılında yaklaşık 233 milyar dolara, 2026’nın ilk 9 ayında ise 172 milyar dolara ulaştı. Gümrük Birliğimizin 30. yılında hedefimiz, ekonomik ve ticari entegrasyonumuzu daha da derinleştirmektir.
Türkiye olarak; üreten, ihraç eden, yatırım çeken ve küresel değer zincirlerinde daha güçlü yer alan bir ekonomi hedefiyle, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye Yüzyılı vizyonu ışığında, çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.
Türk, Amerikan ve Avrupalı iş dünyasının birlikte daha büyük başarılara imza atacağına inanıyor; Türkiye’yi yatırım, üretim ve ticaret için güvenilir ve güçlü bir merkez olarak konumlandırmaya devam ediyoruz.
Bugün, Ankara'da, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Sayın Aivo Orav’ın ev sahipliğinde, AB üye ülkelerinin Ankara büyükelçileriyle bir araya geldik.
Toplantımızda, 2025 yılında 233 milyar dolarla tarihî zirveye ulaşan Türkiye-AB ikili ticaretimizi ve bu başarının temelini oluşturan Gümrük Birliğimizin işleyişi ile geleceğini kapsamlı şekilde değerlendirdik.
Küresel ticaret ve ekonominin zorlu bir dönemden geçtiği bugünlerde, Gümrük Birliği sayesinde tesis ettiğimiz benzersiz ekonomik entegrasyonu korumanın ve daha da derinleştirmenin önemini karşılıklı olarak vurguladık.
Bu çerçevede, Sanayi Hızlandırma Yasası başta olmak üzere AB’nin geliştirmekte olduğu politikaların, Türkiye’nin Gümrük Birliğinden kaynaklanan özel konumu ve Avrupa ekonomisiyle güçlü entegrasyonu gözetilerek şekillendirilmesi gerektiğini ifade ettik.
Türkiye’nin üretim kapasitesi, mal ve hizmetleriyle Avrupa’nın değer zincirlerinin ve rekabet gücünün güçlendirilmesinde oynadığı kritik rolün altını çizdik.
13 Ekim’de Brüksel’de gerçekleştireceğimiz Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu ile bu pozitif gündemi ilerletmeye devam edeceğiz.